Güzelliğin Geometrisi

Güzelliğin Geometrisi

Asya'nın önde gelen kozmetik cerrahlarından Dr. Woffles Wu, güzellik kavramı ile ilgili bilmeniz gereken her şeyi detaylarıyla anlatıyor...

Güzellik, ölçülmesi ve tanımlanması oldukça güç, çok geniş bir kavram. Gerçekten öyle mi? 

şairler bu kavram için yüzyıllarca bir düzine dilde, bir kütüphaneyi dolduracak kadar methiye ve övgü düzdüler. Sanatçılar bu kavramı tasvir etmek için, Leonardo da Vinci’nin Mono Lisa’sından Botticelli'nin Venüs’ün Doğuşuna kadar, değişen ölçüde başarılı denemelere giriştiler. Güzel insanlar moda dergilerine kapak oldular ve günün her saati aptal kutusundan insanlara hücum ettiler.

Ne zaman sokakta, çarşıda veya durakta yanımızdan yakışıklı bir adam veya güzel bir kadın geçse başımızı çevirip bakarız. Gördüğümüz zaman onu biliriz. Peki o zaman güzelliğin tanımı nedir?

Asya'nın önde gelen kozmetik cerrahlarından Dr. Woffles Wu, "Güzelliğin bir tanımı yoktur" diyor.  şayet güzelliğin ne olduğu konusunda bir otorite varsa, Dr. Woffles bu konumu almaya fazlasıyla layıktır. Bir estetik cerrah olarak işi, insanları güzel yapmaktır. ınsanlar güzel olmak uğruna onu ve diğer kozmetik cerrahları aramaktadır.

Yakın zamanda Singapur Ulusal Kütüphanesi'nde yapılan "güzellik" konulu bir sohbette Dr. Woffles “güzelliğin kendisinin ne olduğu veya nasıl tanımlanacağı konusunda konuşmak istediğinizde soru felsefi, sosyolojik, seksüel ve matematiksel çağrışımlarla yüklü hale gelir" dedi ve "Bunun doğrudan basit bir cevabı yoktur” diye ekledi.

Güzelliğin Faydaları

Dr. Woffles: “Güzel bir yüz gördüğümüzde hepimiz onun güzel olduğunu bilir ve idrak ederiz" diyor. "Güzellik bize dokunmak, nefesimizi kesip cezp etmek mecburiyetindedir.” 

Güzel insanlar aynı zamanda erdemli insanlar olarak da algılanmaktadır ki gerçekte erdemli haricinde her şey olabilirler! Muhtemelen onlara daha çok güvenilir ve hayatta daha çok şans verilir. Bundan şüphe duyanların yakın zamanda yapılmış ve çekici insanların onlar kadar estetik olmayan meslektaşlarından ciddi ölçüde daha fazla para kazandıklarını ortaya koyan araştırmaya bakmaları önerilir.

Dr. Woffles: “Leeds Üniversitesi ve ABD'li araştırmacılarca yürütülen ve yaklaşık 33.000 kişinin katıldığı bir araştırma yakışıklı yetişkin erkeklerin orta karar yakışıklı meslektaşlarından %15 daha fazla gelire sahip olduğunu, güzel kadınların ise kendilerinden daha az çekici meslektaşlarından %11 oranında daha fazla kazandığını ortaya koymaktadır" dedi.

Dr. Woffles, “Güçlünün hayatta kalması ilkesine güzellik boyutu da eklenmektedir. Dünyanın birçok kırsal bölgesinde ve köyünde güzel gelinler yüklü bir çeyizle diğer gelinlerden daha fazla mükafatlandırılır. Güzellikle asla hayal edemeyeceğiniz şeyleri elde edebilirsiniz. Arjantin’in varoşlarından gelen güzel bir kız bir top model ve oyuncu olabilir, yüzü tüm dergilerin kapağını süsleyebilir” diyerek konunun altını çiziyor.

Karşı argüman olarak Dr. Woffles şunu ekliyor: “Beri yandan toplumdan tipsiz birini alın. Bu kişi harika bir kişiliğe sahip, eğitimli ve iyi bir işte çalışıyor olabilir ama sivilce yaraları ile güzellik yönünden zayıf olması bir eş bulup evlenme şansını epey azaltmaktadır."

Dr. Woffles argümanını açıklarken bir elini kaldırarak şunu söylüyor: "Bu durum aynı zamanda, her ne kadar yetenekli, zeki, iyi bir iş ve maaş ile harika bir kişiliğe sahip olursa da olsun, estetik açıdan zayıf bir kız için de geçerlidir. Erkekler otomatik olarak "acaba şansımı başka bir yerde denesem mi?" diye düşünür. Eğer bir erkek ezkaza bu tür bir kadınla evlenirse, insanlar otomatik olarak bu adamın gözünün kadının parasında olduğunu, onu sevmediğini düşünür.”

“Her ne kadar ekonomik ayrım ile estetik açıdan zayıf insanların bilincinde olmaya çalışsak da içimizden böylesi güzel olmayan bir insanla evlenmeyi muhtemelen istemeyiz.”  

Dr. Woffles malum noktayı vurguluyor: “Güzellik toplumdaki geçerli para birimidir.”  Fakat söz konusu para biriminin tanımlanabilir bir ölçüm imkanı yoksa nasıl tedavülde kalabilmektedir? 

Milihelenler ve Masallar

Güzelliğin tanımı yapılamayan müphem ve belirsiz bir kavram olduğunu kabul ediyoruz.  Eski çağlardaki filozof ve sanatçılar yüzyıllarca güzelliğin tanımını yapmaya çalıştılar ve fakat bir türlü tutturamadılar.  Kabul edilen bir diğer konu da güzelliğin tarih üzerindeki etkisidir, denilene göre Truvalı Helen çağının en güzel kadınıymış ve güzelliği sayesinde Truvalılar ile Yunanlılar arasında büyük bir arbedeyi geciktirmiştir.  Güzelliğine atıfla "Yüzü bin tane gemiyi suya indirdi" denilmiştir.  Mizahi bir şekilde bazı moda yazarları güzelliği –bir gemiyi suya indirmek için gerekli güzellik miktarı olan- milihelen ölçü birimiyle güzelliği niceliksel olarak ölçmeye kalkıştı. Tabii ki böylesine bir teşebbüs ölçü biriminin müphemliği sebebiyle -birinin güzelliğinin suya indirilen geminin ebadına bağlı olarak değişmesinden ve ölçümü yapan kişinin estetik zevklerine göre farklılık göstermesinden dolayı- başarısız oldu ve milihelen ölçü birimi pratik olarak kullanışsız bir ölçü birimi olarak kaldı.

Dr. Woffles “bazı antik çağ filozofları her şeyi matematik denklemine indirgemeye çalıştılar.  Bazı erken dönem filozof ve sanatçıları yüzde, özellikle güzel bir yüzde, mistik ve kozmik bir şey olduğunu hissettiler" diyor. "Yani, ister sanat eseri veya bir kişi olsun, bir şeyin güzel olduğunu sezgisel olarak hissederiz, fakat bu şey mistik, sıra dışı ve alışılmışın haricinde bir şeydir.  ışte bu yüzden süper modeller süper model oluyor, çünkü onlarda görsel olarak dikkat çekici bir güzellik var.”

Araştırmalara göre güzelliği tanıma kabiliyeti ilk nefesimizi çektiğimiz andan itibaren beynimizde yer etmektedir –öyle ki bebeklere güzel bir insanın resmiyle ondan daha az çekici bir insanın resmi gösterildiğinde güzel olana doğru yönelirler.

Singapurlu Estetik Cerrah Dr. Woffles Wu, "Altın Oran" insan suratında ne kadar fazla oluşursa o yüzün o kadar güzel algılanacağını söylüyor. 

Sadece bu değil, zihinlerimiz küçükken bizlere anlatılan muhtelif masal ve çocuk hikayeleriyle de biçimlenmektedir.

Dr. Woffles: “ınsanlar film, kitap ve medya yoluyla koşullanmakta ve uzun çene, kemerli burun veya derin çizgili yüze sahip kişileri otomatik olarak kötü adam zannetmektedir. Bu bize çok inceden ve derinden öğretilen bir şey olup zamanla tüm benliğe yayılır. Çocukken size anlatılan tüm masalları bir düşünün, misal Hansel ve Gretel, Uyuyan Güzel, Peter Pan. Bu masalların her birinde açıkça tanımlanmış fiziki özelliklere sahip net kötü kimseler vardır. Kaptan Kanca kemerli burun ve kancaya sahiptir. Kötü Kurt uzun burna ve azı dişlerine sahiptir. Cadı da uzun, sivilceli kemerli bir burna ve koca karı gibi bir görünüme sahiptir. Bu konuyu daha derinlemesine analiz edersek bu masalların güzelliği bir ödül olarak sunduğunu görürüz. Güzel ve Çirkin ile Kurbağa Prens masallarına bakalım, bu masallardaki kadınlar inanılmaz derecede çirkin olarak tasvir edilirler ve neticede yakışıklı bir adamla ödüllendirilirler. Tüm bu programlama yetişkin hayatlarımıza da taşınır" diyor.

Güzelliğin Onaylanması

Filozoflar daima güzel yüzlerin resim ve sanat yoluyla çoğaltılabileceği bir takım matematiksel formüllere dayandığını düşünmüştür. Yunanlılar dünyada ilk kez güzelliği tanımlamaya ve niceliksel olarak ölçmeye teşebbüs etmiş ve yüzü üçte birlik serilere bölünebilecek şekilde kuramsallaştırmıştır.  Yunanlılar güzel bir yüzün 1/3 lük oranda mesafeli olduğunu bulmuştur; bu teoriye göre güzel bir yüzde alın saç hizasından burnun köküne kadar olan mesafe yüzün 1/3'lük kısmını kaplamakta olup burundan çeneye olan mesafe gene aynı 1/3'lük orana sahiptir.  Bu oranlara göre güzel bir yüz Yunanlılar tarafından ‘inşa edilebilir’ bir niteliktedir. 

Yukarıda bahsedilen Venüs’ün Doğuşu isimli sanat eserini yapan ressam Botticelli yüzün bir dizi yedilik oranlara bölünebilir olduğunu iddia etmiştir.  Buna göre gözler arasındaki boşluk yüzün uzunluğunun 7/2'sidir ve diğer uzuvlar arasındaki mesafede benzer oranlardadır. Ressam bu oranları kullanarak söz konusu orantılarla eşleşen güzel bir yüz yaratabileceğine inanmıştır.

Fakat sorun şudur ki, bu yüzler daima bir şekilde kusurlu olmuş ve insanlara bir türlü çekici gelmemiştir. Bu gerçek insanlar üzerinde işe yaramıştır, fakat fikrin tersine tasarım şeklinde kullanımı ve çizimi sıkıntılı olmuştur. Ufak santimetrelik varyasyonlar resmin veya çizilen kişinin çirkin olmasına sebebiyet vermiştir. Fakat işe yaradığında ise güzel insanların resimleri o kadar güzel çizilmiştir ki kişilerin o kadar güzel olmalarına biyolojik olarak imkan ihtimal yoktur, bu bakımdan resimler resme bakanlar nezdinde kuşkuya yol açmaktadır. Örneğin Mona Lisa resmine bakalım, insanlar hala resmin da Vinci’nin ‘kadın’ versiyonu mu yoksa ressamın bir dostunun veya sırdaşının resmi mi yoksa sırf kendisinin doğurgan hayal gücü mü olduğu konusunda kesin bir karar verememektedir.

ışe yaradığı ve tüm evvelki varsayımlar içerisinde bir şekilde yer aldığı konusunda genel kabul gören tek evrensel oran tarih boyunca Altın Oran, Orta Yol, ılahi Orantı veya Sectio Divina olarak adlandırılan orandır.

Altın Oran, birçok enteresan özelliğe sahiptir. Orana göre inşa edilen şekil, yapı ve kalıpların göze hoş geldiği kabul edilmektedir. Öyle ki Atina’daki Antik Parthenon tapınağı Altın Oran'a göre inşa edilmiştir. Da Vinci’nin Son Yemek isimli eserinin de Altın Oran'ı içerdiği kabul edilmektedir. Bu oran doğada da görülmektedir, özellikle salyangoz kabuğu üzerinde oluşan sarmal çizgiler buna örnek gösterilmektedir.  Bunların tümü Altın Oran'a harfiyen uymaktadır.

Daha pragmatik Çinliler açısından, 1.618 rakamının tercümesi Çincede talih ve refah anlamlarına gelmesi sebebiyle, Altın Oran'ın kendisi başlı başına kutlanacak bir fenomendir. Kesinlikle Altın Oran'a uyulması için iyi bir nedendir.

Onaylanmış Altın Oran

Dr. Woffles, bir yandan kağıt üzerine çizgi çizip uçlarını A ve B olarak işaretlerken, “bir çizgi çizin ve çizginin ortasını G olarak adlandıracağımız bir noktayla iki parçaya bölün, şimdi bu iki kısım AG ve BG olarak adlandıracağımız kısımlara bölünmüş oldu.” 

“şimdi G noktasını daha ufak parça olan BG kısmını onun daha büyük sureti olan AG kısmıyla aynı orana sahip olacak şekilde konumladığınızda AG nin AB çizgisinin tümüyle aynı oranda olduğunu göreceksiniz."

Kağıt üzerinde çizgi ortasından biri diğerinden hafif daha fazla olan iki kısma bölünmüş şekilde görünür.  “ışte bu enteresan ve benzersiz 1 ila 1-6180339887 oranı, yani Altın Orandır.  Öklit, Leonardo da Vinci ve diğerleri bu rakamın doğada ve güzel kabul edilen şeylerde sürekli tekrarlandığını keşfetmiştir.”

“Güzel insanların yüzlerinde araştırma yapıldığında, güzel olduğu kabul edilen birçok kadının, ister burun uzunluğu, alın, dudaklar veya gözler olsun, yüz ölçümlerinde bu oranın yüksek nispette mevcut olduğu bulunmuştur.

Altın Oran birçok enteresan özelliğe sahiptir.  Orana göre inşa edilen şekil, yapı ve kalıpların göze hoş geldiği kabul edilmektedir.  Öyle ki, bu oran doğada da görülmektedir, özellikle salyangoz kabuğu üzerinde oluşan sarmal çizgiler buna örnek gösterilmektedir.  Bunların tümü Altın Orana harfiyen uymaktadır.

Esas olarak bu oran ne kadar çok ortaya çıkarsa kadın o kadar güzel olur" diyor Dr. Woffles.

Lisede gördüğümüz matematik derslerini yeniden çalışmak ve mezuralarla ortalıkta dolaşmaktansa bu işi bizim yerimize yapan bazı zeki insanlar mevcuttur.  Araştırmacı ve emekli bir estetik cerrah olan Dr. Stephan Marquardt bu teoriyi uygulamış ve Altın Orana dayalı bir yüz maskesi şablonu ortaya çıkarmıştır; bu maske kişinin yüzüne yerleştirildiğinde kişinin ideal kusursuz güzellik örneğini ne kadar andırdığı anlaşılmaktadır.  Fi Maskesi olarak adlandırılan ve bu ismini Altın Oranı sembolize eden Yunan harfinden alan bu maske önden ve yandan mükemmel yüzün idealizasyonunu biçimlendirmek amacıyla bir dizi Altın Oranla oluşturulmuş boş bir geometrik şablondur.

Maskenin muhtelif sayıda erkek ve kadın suratına takılması suretiyle yapılan araştırmada yüz şablona yakından uyum sağladıkça yüzün daha güzel olduğu bulunmuştur.  Tabii bu bazı yüzler için geçerlidir, çünkü araştırmada sırasında suratların çoğunluğunun bir şekilde uyum sağlamadığı görülmüştür; örneğin kaşlar çok yüksek veya dudaklar çok ince veya kalın bulunmuş veya buna benzer hafif farklılıklar gözlenmiştir.  Burada ilginç olan soru şayet güzellik bir oranla tanımlanabiliyor ve kalıbı bir maskeyle çıkarılabiliyorsa estetik cerrahlar neden doğrudan insanların suratlarını ölçmüyor ve onların sadece bu orana uymasını sağlamıyorlar?

Dr. Woffles güzelliğin bu derece basite indirgenebileceğini inkar ediyor.  “Suratlar tek bir maskeye indirgenemez. Dr. Woffles “örneğin birkaç tane güzel olduğunu kabul ettiğimiz kadını ele alalım” diyor parmaklarıyla teker teker isimlerini sayıyor -Zhang Zi Yi, Maggie Cheung, Michelle Yeoh and Gong Li”, “Maggie Cheung Budistik tarzda dingin bir güzelliğe sahipken Michelle Yeoh kemikli yüz hatlarıyla daha dünyevi bir güzelliğe sahiptir, beri yandan Zhang Zi Yi daha fevri, sabırsız türden bir güzelliğin ipuçlarını veren yüz hatlarına sahipken Gong Li gerçekten şehvetli bir yüzü sahiptir ve çok daha fevri bir güzelliği idealize eder."   Resimleri yan yana konulmuş bu dört kadın şüphesiz güzel kabul edilmektedir, fakat yine de dördü de kendine göre farklı şekilde güzeldir.

“Bu kadınların dördü de güzeldir, ama hiçbiri Fi Maskesine mükemmel şekilde uyum sağlamaz.  Hepsinin surat şekilleri farklı olup yüz hatları farklı orantılardadır ve bu yüzden tek bir maske her bir yüze takılamaz.” "Her ne kadar Altın Oran zihinde tutmak için faydalı bir şey olsa da estetik cerrahların çoğu ameliyatlarında bu türden şablonlar veya ölçümler kullanmaz.  Değişik güzellik kavramlarının olduğunu ve çok sayıda farklı varyasyonlarda güzellik olduğunu kabul edecek ölçüde açık fikirli olmamız gerekmektedir.  Her ne kadar maskeye veya Altın Orana cuk oturan ideal bir surat mevcut ta olsa maskeye uymayan fakat güzel kabul edilen birçok surat ta mevcuttur" diyor Dr. Woffles.

Dr. Woffles “Her ne kadar birçok insan ırkı tarafından güzel bir yüzde belli bazı idealler arandığı fikri kabul edilse de güzellik farklı kişi ve etnik gruplara farklı şeyler ifade etmektedir.” diyerek konuyu detaylandırıyor. Yüz hatları bağlamında arzu edilen özellikler olarak yüz hatlarının simetrisi, orantısı, dengesi ve ahengi gösterilebilir.

Güzel bir yüzün simetrik, orantılı ve dengeli hatlara sahip olması gerekmektedir.  Eğer bunlar yoksa Notre Dame Kamburu Quasimodo gibi olursunuz.   Araştırmalar insanların bu tür yüz hatlarına sahip kişileri hastalıktan muaf ve sağlıklı bir şekilde büyümüş olarak algıladığını göstermekte; yani bu kişilerin genetik kusurlardan muaf olduğunu ima etmektedir.  Bu tür kişilerle yapılan çocuk daha üstün nitelikle genlere sahip olacağından bu kişilerle ilişkiye girmek daha arzu edilebilir durumdur.  Dr. Woffles “simetrik yüz hatlarına sahip olmak çok önemlidir.  Simetrik olmadan kişi güzel olamaz, fakat genel olarak simetrinin kendisi de güzelliği garanti etmez" diyor, "orantı burada önemli rol oynamaktadır."

Bu tamamen tüm yüz hatlarının –gözler, burun, dudaklar, elmacık kemikleri- birbiriyle nasıl bir uyum içerisinde olduğu meselesidir” diye açıklıyor Dr. Woffles. “Bir insan büyük bir burna sahip olabilir ama bu diğer yüz hatlarıyla dengelendiğinde söz konusu kişi halen güzel kabul edilebilir."  Biri bu burnu alıp diyelim Elisabeth Taylor'un suratına koysa sonuçlar en hafif deyimiyle facia olur.  “Bu tamamen görelilik ve orantı meselesidir” diye durumu özetliyor Dr. Woffles.

“Bu tamamen tüm yüz hatlarının –gözler, burun, dudaklar, elmacık kemikleri- birbiriyle nasıl bir uyum içerisinde olduğu meselesidir.

Bir insan büyük bir burna sahip olabilir ama bu diğer yüz hatlarıyla dengelendiğinde söz konusu kişi halen güzel kabul edilebilir.”

-Dr. Woffles Wu

Nihai olarak estetik cerrahın işi artistik bir uğraştır ve kişinin yüzündeki birçok özelliği simetri, orantı, denge ve ahenk ile eşleştirmek ve harmanlamakla ilgilidir.  "Güzel insanlar yüz hatlarında Altın Oranın orantılarını belirgin şekilde barındırırlar ve kendi orantıları nispetinde bunlar yüzün farklı bölgelerinde görünür şekilde yer almaktadır” diyor Dr. Woffles. 

Dr. Woffles “Altın Oran tanımlanması mümkün olmayan bir fenomendir; bazıları insan DNA sının bile bu oranı yansıttığına inanmaktadır, kim bilir belki de bu kendi içinde ilahi varlığı yansıtmaktadır” diye sözlerini tamamlıyor.    Kesinlikle oranın doğada tekrarlanma sayısı başlı başına üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

“Tanrı ve güzellik belki de 1.618 rakamı olabilir."

Altın Oran

1 ila 1 6180339887 arası oran olarak tanımlanan Altın Oran hem doğada hem de estetik açıdan hoş kabul edilen yapay şeylerde endişe verici sıklıkta görülmektedir.  Matematikçiler yüzyıllardır bu oranı araştırmaktadır.  Güzel insanların yüz hatlarında bu oran, güzel olmayanlara kıyasla, daha sık görülmektedir.  

Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir
Seksi Kıvrımlar Geri Döndü

Rönesans zamanında dişiliğin en büyük sembolü olan geniş kalçalar ve yuvarlak hatlı göğüsler, günümüzde tekrar aranan özellikler haline geldi.

Bölgesel İncelme Teknolojilerinde Devrim: LipoLaser Smart Lipo
+
Bölgesel İncelme Teknolojilerinde Devrim: LipoLaser Smart Lipo

LipoLaser Smart Lipo ile spor ya da diyet yardımı ile yağların yakılamadığı bölgelerdeki fazlalıklardan kısa sürede, ağrısız bir şekilde kurtulmak mümkün hale geliyor!

Göğüs Silikonları Zararlı Mı?
+
Göğüs Silikonları Zararlı Mı?

Göğüslere konulan bu maddenin zararlı olup olmadığı konusunda Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahı Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur açıklamalarda bulundu.