Diyabeti Önlemenin 7 Yolu

Geçtiğimiz hafta Türkiye’de diyabet haftasıydı. Amerika’da ise tüm Kasım ayı boyunca diyabetle ilgili yayınlar yapılıyor.

“şeker hastalığı” da dediğimiz bu durum bir tercih mi? Önlenebilir mi? ınsülin direnci lafını da çok duymaya başladık. Hatta bazılarımz metabolik sendrom kavramıyla da karşılaşmış olabilir. Tip 1 ve tip 2 derken kafalar iyice karışıyor. Bütün bunlara modern salgın demeye ne dersiniz?

Dünyada 1.7 milyar insanı etkilemekte olan bu modern salgını önlemek mümkünken, kalp hastalığı, bunama, kanser ve erken ölümün başlıca sebeplerinden biriyle karşı karşıyayız. Sadece 5-7 kg. almak bile tip 2 diyabet riskini ikiye katlarken, 10 kg almak riskimizi üçe katlıyor. Çocuklarımıza bakalım; en üzücü olan yeni yetişen nesil hazır gıdalar, transyağlar, beyaz unlu gıdalar ve bol şekerli ürünler sayesinde bu salgından giderek daha çok etkileniyor.

2007’de bütün dünyada 240 milyon insanın diyabet hastası olduğu tahmin ediliyordu. 2030’da bu rakamın 380 milyona çıkması bekleniyor, epidemik olarak gösterilen AIDS’den 10 kat fazla ne yazık ki. Doğal yaşayan Asya nüfusu bile bu modernleşmeden çok etkileniyor, hızla onların da hayatına giren zaralı maddeler sayesinde gelecekte en çok artışı Asya’da göreceğiz gibi.

Burada bir parantez açmak isterim. Biz Türkiye’de doğan büyüyen insanlar, ne kadar şanslı olduğumuzu unutabiliyoruz. Bizim topraklarımızda yetişen taze sebze ve meyve ,  bakliyatımız peynirlerimiz, yumurtamız, kısaca her şeyimiz elimizin altındayken, biz de hazır gıdaya yönelmeye başladık. Herkesin kolayına gelmeye başladı evde taze yemek pişirmek yerine, pizza ısmarlamak ya da hamburgerciye gitmek!

Yukarda önlenebilir mi demiştim? Diyabet kesinlikle önlenebilir. Kimse hayatını bu şekilde yaşamak zorunda değil. Sizler kendi sorumluluğunuzu alarak bunu hem önleyebilir hem de zarardan geri dönebilirsiniz.

 

Klasik diyabet belirtilerine bakalım öncelikle:

- Aşırı susama

- Çok sık idrar yapma

- Aşırı acıkma

- Anormal bir zayıflık hali

- Bel çevresinin kalınlaşması (hipoglisemi)

- Yüksek trigliserid

- Kan pıhtılaşması sorunları

- Vücudda artan yangı

- Hormonsal dengesizlikler

- Çok yorgunluk, yemek yedikden sonar uyku hali

- Ani ve sık moral değişimleri

- Bulanık görme

 

Bu belirtiler muhakkak sizi doktora götürmeli, açlık kan şekeriniz normal laboratuvar değerleri içinde olsa bile siz doktorunuza bu belirtilerden bahsedin ve daha derin incelemesini isteyin. Çünkü bu belirtiler hastalık başlamadan çok çok evvel vücudumuzun verdiği alarmlardır.

 

Diyabet tanısı konmuş kişilerde ise uğranan zarar şöyle sıralanabilir:

- Gözlerde %40 daha fazla glokoma ve %60 daha fazla katarakt olma ihtimali

- Yüksek tansiyon riski 2 kat artıyor

- Kalp rahatsızlıkları riski 2 ile 4 kat fazlalaşıyor

- Felç geçirme riski de 3 ile 5 kat fazlalaşıyor

- Nörolojik rahatsızlıklar; sıcağı, soğuğu, acıyı hissetmede azalmalar, karıncalanmalar ve ayaklarda yaralar

- Böbrek yetmezliği

- Damar rahatsızlıkları

 

Diyabeti önlemek için ne yapalım?

Her biri başlı başına çok önemli olan bu konulara kısaca değineceğim:

Bize uygun, kişiye özel beslenmeyi öğrenelim. Biyolojimizin dengesini korumak, özellikle metabolizmamızı ve kilomuzu denetlemek için doğru beslenmeliyiz. Boş kalorilerle beslenmek yerine hepimiz kendimize uygun beslenme tarzını keşfetmeliyiz. Her türlü hastalığı önlemenin birinci kuralı budur.

Hormon dengemizi kuralım. ınsülin hormonu yanısıra tiroit, adrenalin yani stres ve de cinsiyet hormonlarının muhakkak dengede olması gerekir. Çünkü mesajları taşımakla görevli hormonlarımız birbiriyle direkt bağlantıdadırlar.

Vücudumuzdaki yangıyı azaltalım. Enflamasyon, insan vücudunun dış etkenlere normal bir tepkisidir. Bağışıklık sistemimizin bir korunma mekanizmasıdır. Ne yazık ki, sürekli böyle bir savaşa maruz kalan sistem yarardan çok zaralı olmaya başlıyor ve insülin direncine meydan veriyor. ınsülin direncine sebep olan her şey de yangıya yol açıyor gibi bir kısırdöngü mevcuttur. Doğru beslenme, şeker ve beyaz un tüketmeden, stres kontrolü, iyi bir bağırsak florası, spor gibi şeylerle de önlenmesi mümkündür.

Sindirim sistemimizi iyileştirelim. Aşırı şekerli, düşük lifli işlenmiş, hazır gıdalar sindirim sistemimize çok zarar veriyor. Üstüne gereksiz kullanılan tüm antibiyotikler, ağrı kesiciler, asit önleyiciler bağırsaktaki iyi bakteri popülasyonunu yok ediyor.  Doğru beslenme bağırsak florasını düzelterek hızla sindirimi iyileştiriyor.

Vücudumuzun detoks kapasitesini arttıralım. Çevre toksinlerinin vücudumuzda biriktiği ve yağ depolamamıza sebep olduğu gerçektir. Karaciğer, böbrekler, akciğerler, kalın bağırsak ve derimiz bu toksinleri atmak için çalışır. Bu sistemi destekleyecek beslenme yöntemleri de hayatımıza sokmalıyız. Ondamed’in detoks programı da bu konuda çok etkili.

Hücresel iyileşmeyi aktive edelim, enerji metabolizmamızı düzeltelim. Her hücrede yüzlerce binlerce mini enerji fabrikaları vardır. Metabolizmanın rolü ise soluduğumuz oksijeni ve yediğimiz besini işleyerek enerjiye dönüştürmektir. Diyabet hastalarının metabolizmaları  verimli çalışmaz, serbest radikaller ve oksidatif stres yüzünden oluşan bu durumu sağlıklı gıdalarla, vitaminlerle ve <b>Ondamed tarzı aletlerle iyileştirmek mümkün.

Zihin- ruh ve bedeni birlikte iyileştirelim. Stres bizi kötü etkiler, kan şekerimizi tavana vurdurtur. Gevşeme terapileri, meditasyon, nefes alıştırmaları, yoga, masaj, spor, dans etmek, gülmek gibi aktivitelerle stres seviyemizi en düşük seviyede tutmaya gayret etmeliyiz.

Alara Malaz
Sağlıklı Yaşam Koçu

 

Konuyla ilgili diğer yazılar:
Türkiye’nin %63′ü Diyabetin Farkında Değil
ınsülin Direnci Nedir?
şeker Hastaları ıçin 10 Süper Besin
Prof. Canan Karatay: Obezite ve Diyabete Çözüm Var!
Bilinçli Diyabet
ınsülin Direnci, Hipoglisemi Ve Diyabete Karşı Kurutulmuş Bezelye
Kan şekerini Yükselten 7 Besin
Kan şekerini Nasıl Dengede Tutarsınız?