Mikrodalga Fırının Korkutucu Zararları

Mikrodalga Fırının Korkutucu Zararları

Mikrodalga fırınların zararlarını duymuşsunuzdur. Şimdi gözünüzle görme zamanı. Bu basit bitki deneyi, mikrodalganın zararlarını açık bir şekilde gözler önüne seriyor.
Mikrodalga Fırının Korkutucu Zararları

Önce iki tane bitki alın, birine normal şekilde kaynatılıp soğutulmuş su, diğerine ise mikrodalga fırında kaynatılıp soğutulmuş su verin ve bir hafta kadar bekleyin. Sonuca  şaşıracaksınız. Bu süre zarfında mikrodalga fırındaki su ile beslenen bitkinin öldüğünü, ancak diğerine  herhangi bir şey olmadığını gözlemleyeceksiniz.

Denemek istemiyorsanız, buyrun size önceden denenmişi…


Dünyada yapılan birçok araştırma mikrodalga fırının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bizi uyarıyor. Bazı bilimadamları bunun pişirme süresi ile bağlantılı olduğunu iddia etsede, 1976-1987 yılları arasında mikrodalga fırın kullanımının Rusya’da yasaklandığını unutmamak gerek.

Mikrodalgalar da ışın dalgaları veya radyo dalgaları gibi bir çeşit elektromanyetik enerjidir ve elektromanyetik güç veya enerji spektrumunun bir kısmını işgal ederler.  Her mikrodalga fırında bir magnetron vardır. Bu bir tüptür ve burada elektronlar hem manyetik hem de elektrik alanlarından etkilenerek 2450Mega Hertz veya 2.45 Giga Hertzlik bir mikrodalga radyasyonu üretirler. İşte bu radyasyon yiyeceklerdeki moleküllerle etkileşim yapar.

Ticari fırın modellerinde 1000Wattlık bir elektrik akım vardır.  Magnetron denilen tüpten üretilen bu mikrodalgalar fırının içindeki besini bombardımana tabi tutarken kutupsal moleküllerin de aynı frekansta saniyenin milyonda biri bir zamanda dönmelerini sağlarlar.

Bütün bu aktivite yemeğin ısınmasını sağlayan moleküler bir sürtünmedir.  Bu alışılmadık ısıtma şekli çevredeki moleküllere zarar verir, onları parçalara ayırır ve deforme eder.

Mikrodalga kullanarak pişirme yönteminin hem günlük yemek pişirmede hem de bebeklere verile biberon sütlerinin ısıtılmasında çeşitli zararlarının olduğu tespit edilmiştir. 

Ayrıca, 1991 yılında, Oklahoma’da mikrodalgada ısıtılmış kan verilen bir hasta ölmüştür. Mikrodalgada ısıtılmış kan hastanın kendi kanında değişim yapmış ve sonuçta hastanın ölümüne sebep olmuştur.

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, ne kadar kaliteli bir model olursa olsun, mikrodalga ışınım cihazın 5 cm kadar dışına taşabilmekte. Ayrıca eğer duvara yakın yerleştirdiyseniz, bu ışınım duvardan geçip diğer odada da radyasyon yaymakta.

Mikrodalga fırınların etkileri iki ana grupta toplanmıştır:

I. KANSERE YOL AÇAN ETKİLER

a)     Atmosferdeki radyoaktivite ile bir bağlanma etkisi yapması, böylece yiyeceklerdeki alfa ve beta partiküllerinin artması,

b)    Süt ve diğer tahıl tanelerinde bulunan protein hydrolysate bileşimlerinde kansere yol açan maddeler yaratması .

c)     Mikrodalgaya maruz kalan yiyeceklerde ki temel maddelerin değişmesi dolayısıyla sindirim sisteminde bozuklukların ortaya çıkması.

d)    Yiyeceklerin sıvılarında değişiklik olmasından dolayı lenfatik sistem de çalışma düzensizliklerinin ortaya çıkması.

e)     Mikrodalgaya maruz kalmış gıdaların tüketilmesinden sonra kan serumunda yüksek oranda kanser hücreleri görülmesi (cytomalar ve sarcoma gibi hücre tümörleri)

f)      Dondurulmuş gıdalar mikrodalga kullanarak çözdürüldükten sonra bu gıdalarda ki glucosid (hidrolize edilmiş dextrose) ve galactoside (okside olmuş alkol) elemanlarının metabolik bölünmelerinde bozukluklar ortaya çıkması,

g)     Özellikle taze köklü sebzelerde kansere yol açan serbest radikallerin (yüksek reaksiyonlu tamamlanmamış moleküller)  meydana gelmesi,

h)    Yapılan istatistiklerde mikrodalgada pişirilmiş yiyecekleri tüketen kişilerin çoğunda mide ve bağırsak kanserleri görülmüş, aynı zamanda perifer hücre dokularının dejenere olduğu bunun sindirim ve dışkılama sisteminde yavaş yavaş bozulmalara yol açtığı tespit edilmiştir.

II. BESİN DEĞERİNDE AZALMA

Araştırmalara göre mikrodalga fırınlardaki ışınlara maruz kalmak yiyeceklerin besin değerlerinde azalmaya yol açmaktadır.  Bu konudaki en önemli bulgular:

1.     Bedenin B-complex vitaminleri, vitamin C, Vitamin E ve tüm yiyeceklerdeki lipotropiklerden yararlanma yeteneğinin azalması.

2.     Test edilen bütün gıdalarda beden için en gerekli enerjinin %60–90 arası azalması;

3.     Alkoloidlerin (nitrojen bazlı organik elementler), glucosidlerin, galactosidlerin ve nitrilosidlerin metabolik davranışlarında ve entegrasyon yeteneğinde azalma;

4.     Et ürünlerinde ki nucleoproteinlerin harab olması;

5.     Ayrıca, bu ışınlara maruz kalan bütün yiyeceklerde belirgin bir şekilde yapısal yok olmalar tespit edilmiştir.

Bu yazılanların tam karşıt görüşlerini de çeşitli internet sitelerinde ve bazı bilim adamlarının açıklamalarında okuyabilirsiniz. Karar sizin ancak çayınız için gerekli suyu ısıtmak için başka bir yöntem denemek fena fikir değil gibi gözüküyor, ne dersiniz?

 

Kaynak: Dünyalılar

Yayınlama Tarihi : 09.01.2014

Yorumlar